Meme Kanseri

Meme kanseri ve tedavisi

Meme dokusu ter bezlerinden türemiş, bebeğin belli bir döneme kadar beslenmesini sağlayan sütü üretmekten ve salgılamaktan sorumlu bezlerdir. Kabaca koni biçiminde olan bu organ göğüs ön duvarında 2-6. kaburgalar arasında bulunur ve süt bezlerinden, süt kanallarından yağ ve destekleyici dokudan oluşur. Her memede 15-20 adet lob bulunur, her lobda da birkaç adet lobül bulunur. Lobüllerin ucunda süt veren keseler bulunur.

Yaşamın değişik dönemlerinde büyüklük, biçim ve görev bakımından değişiklikler gösterir.  İlk adetten 1-2 yıl öncesinde kanda artan östrojen ve progesteron hormonlarının etkisiyle büyümeye başlarlar ve ergenlik döneminde hızlıca gelişirler. Her adet döneminde kanda artan kadınlık hormonları sayesinde hamileliğe hazırlanıyormuşçasına süt bezleri ve kanalları gelişir , meme dokusunda sıvı birikimi olur. Adetin başlangıç zamanına kadar artan hormonlara paralel olarak değişim devam eder. Bu dönemde memede şişlik, gerginlik hassasiyet buna bağlı olarak ağrı olabilir.  Hamilelik oluşur ise bu gelişim devam eder, dolayısı ile memenin tam gelişimi gebelikte olmaktadır. Olmaz ise tekrar eski haline dönerler.

Meme hastalığı denilince çoğunlukla kanser akla gelsede fibroadenomlar ve kistik hastalıkları kitle şeklinde kendini gösterebilen çoğunlukla iyi huylu olan memede en sık gözlenen  lezyonlardır. Bu kitleler takip edilebildiği gibi belirli bir boyuta ulaştıklarında çıkartılmaları önerilmektedir. Mastit çoğunlukla süt verme döneminde gözlenen memenin bakterial enfeksiyonudur, memede kızarıklık, şişlik, ağrı ısı artışı şeklinde kendini gösteren ve apseye dönüşme riski olan durumdur.  Henüz apseleşmemiş bir lezyon medikal tedavi ile tamamen gerilesede, abse oluştuğu durumda cerrahi müdahale ile boşaltılması esastır. Mastalji dediğimiz meme ağrısı genellikle  hastalıktan çok normal fizyolojik bir durumu ifade eder. Özellikle adet öncesi dönemde memedeki gerginliğe bağlı olarak oluşur. Adet sonrası dönemde devam etmesi durumda patolojik durumların dışlanması için ek tetkikler gerekebilir. 

Meme kanseri kadınlarda en sık görülen  kanser  türüdür. Süt bezlerindeki ve kanalları döşeyen hücrelerin kontrolsüz aşırı çoğalması olarak tanımlanabilir. Zamanında ve uygun şekilde tedaviedilmeyen kanserler vücvücudun çeşitli yerlerine yayılarak çoğalmaya devam edebilirler. Bu nedenle erken tanı ve tedavi diğer kanser türlerinde olduğu gibi meme kanserinde de uzun ve konforlu yaşam  sağlar. Öyleki meme kanseri erken tanı konarak kolay tedavi edilebilen kanserlerden biridir. En yaygın belirtisi memede ele gelen kitledir. Bunun dışında kitle olmazksızın ağrı olması, meme başından akıntı(özellikle kendiliğinden, tek taraflı ve kanlı akıntı olması) memede asimetrik görünüm, meme başlarında değişiklikler(çekinti, ülserleşme, renk değişiklikleri) çok nadir olarakta meme cildinde  ödem, renk değişiklikleri, portakal kabuğu şeklinde görünümle başvuruda olabilir.  

Meme kanseri için ortaya konmuş bazı risk faktörleri vardır. Bu risk faktörlerine sahip kadınlar kansere yakalanacakları söylenemez. Ancak kansere yakalananlarda bu risk faktörlerinin bir yada daha fazlası mevcuttur.  Bunlardan birkaçı şu şekildedir:

-          Meme kanseri için en önemli risk faktörü cinsiyettir. Kanserlerin %99’u kadınlarda gözlenir.  

-          Yaş arttıkça risk artmaktadır, meme kanseri tanısı konan kadınların %70’inden fazlasının yaşı 50’ninüzerindedir

-          Anne, kardeş, anneanne, hala, teyze de kanser hikayesi varsa risk artmaktadır.  Bu akrabalarda tanı erken yaşta konulmuşsa risk daha da artmaktadır.

-          Erken yaşta adet görmek, geç menapoza girmek,  Çocuğu olmamak veya geç doğum yapmak , obezite, alkol tüketimi riski arttırır. Emzirmenin koruyuculuğu vardır ancak  bundan emzirmeyenlerde risk fazladır anlamı çıkartılmamalıdır.

-          Genetik geçişli bazı hastalıklarda da risk fazladır.

-          Bir memede kanser öyküsü varsa diğer meme içinde risk artar.

Meme kanserini kesin önleyen bir yöntem henüz yoktur. Günümüzde bilinen tek yöntem, erken tanıdır. Daha öncede bahsettiğimiz gibi meme kanserinde erken tanı ve tedavi hastalıktan tam anlamıyla kurtulmanın yanısıra daha konforlu yaşam sürdürülmesine olanak sağlamaktadır. Hastalığın tedavisinde uygulanan saldırgan cerrahi yöntemlerin yerini tanının erken konması durumunda memeyi ve koltuklatı lenf bezlerini koruyan teknikler almıştır. Bu amaçla geliştirilmiş erken tanı yöntemlerinin olmasının yanısıra kişinin kendisinin aktif rol oyandığı birtakım yöntemlerde vardır. Bu amaçla tüm kadınlara yirmili yaşlarla beraber  kendi kendine muayene önerilmektedir (kabaca muayene şekli aşağıda belirtimiştir). Amaç bir olumsuzluğu tespit etmek olduğu  kadar,  kişinin kendi meme dokusuna kendisini alıştırmasıdır. Bu şekilde her zamankinden farklı bir durum kolayca tespit edilebilir.  Otuzlu yaşlarda 2-3 yılda ibr, kırk yaşından sonrada senelik olarak hekiminize muayene olunuz.

Kendi kendine muayene nasıl yapılır?

-          Kendi kendine muayene için en uygun zaman adetten sonraki dönemdir. Muayeneyi adet kanaması bittikten 3-5 gün sonra ayda bir kez ve aynı dönemde yapmak en uygunudur. Adet görmeyenler ise kendi belirledikleri  bir günde her ay periyodik olarak yapılabilir.

 

 

 

 

 

Hangi durumda doktara başvurmalıyım?

-Memede daha önce gözlenmeyen, kendi kendine muayenede ele gelmeyen kitle varlığı

-Meme cildinde meydana gelen değişiklikler(renk değişikliği, kalınlığında artış, şişlik, yaralar oluşması)

-Meme başında içe çöküklük, kabarıklık, yaralar oluşması, renk değişiklikleri, yön değişikliği

-Meme başından kendiliğinden meydana gelen değişiklikler

Bu kişisel muayenin yanısıra hastanın hiçbir şikayeti ve muyane bulgusu yokken şüpheli lezyonları yakalamak için yapılan işlemler vardır. Tarama testi dediğimiz be yöntemlerin en başında gelen mamografidir. Mamografi günümüzde tarama testi olarak kullanılmasının yanı sıra şüpheli muayene bulgularının varlığı durumunda tanıya yönlendiren bir yöntemdir. Memelerin plaklar arasına sıkıştırılarak düşük doz x-ışını ile röntgeninin çeklimesi esasına ayanır. 40 yaşını geçen her bayan her yıl veya iki yılda bir, 50 yaşından sonra ise heryıl mamografi çektirelidir. Risk fakterinin olmasına göre ilk mamografi yaşı 35 yaşına kadar çekilebilir. Meme MR’ı mamografide net ortaya konamayan ancak şüpheli lzyonların ortaya konmasında, ortaya konan kitleyle birlikte farklı odaklarda başka lezyonlardan şüphelenildiğinde, risk faktörlerinin olduğu ancak mamografi ve USG ile net değerlendirmenin olmadığı hastalarda kullanılabilir. USG her yaşta güvenle kullanılan bir radyolojik yöntem olmasına rağmen daha çok kistk lezyonların ve iyi huylu lezyonların ortaya konmasında kulanılır. Meme kanserinin kesin tanısı tüm bu yöntemlerin ışığında şüphelenilen lezyondan alınan doku parçasının incelenmesi ile konulur. Halk arasındaki yanlış düşüncenin aksine dokudan örnek alınması kanserin yayılmasına neden olmaz, aksine birşey varsa erkenden tanının konmasına neden olur.

Meme kanserinin tedavisi; cerrahi ana tedavi olmak üzere kemoterapi, radyoterapi ve hormonoterapiden oluşur. Hastalığın evresine göre biri veya birkaçı kullanılabilir. Cerrahi seçenekler; lumpektomi (koltuk altı lenf bezleri alınarak veya alınmadan meme dokusunun belirli bir kısmının çıkartılması), mastektomi(memenin tamamen alınması), modifiye radikal mestektomi(meme dokusunun koltuk altı lenf bezleri ile tamamen çıkartılması)den oluşmaktadır. Radyoterapi; cerrahi tedaviden sonra meme ve/veya koltukaltına ışın tedavisi uygulanarak tümör hücrelerinin yok edilmesi işlemidir. Kemoterapi dolaşımdaki veya belirli dokulara yerlemiş olan tümör hücrelerinin çeşitli ilaçlarla yok edilmesi esasına dayanır. Hormonoterapi: bazı tümörlerin hormonlara cevap verme özelliğine dayanarak uygulanan tedavidir.